Dağlıca’da şehit düşen Mehmetçiğe rahmet, ailelerine ve ulusumuza başsağlığı, yaralılarımıza şifa diliyorum.

Bu pusuyu kuran teröristlere lanet olsun.


Gençlerimizi kırdıran, yaşamlarını karartan odakları da kınıyor, güzel ülkemize huzurun gelmesini diliyorum.
.......................
PKK terörünün alan tutmaya başlamasından sonra...

1. EVRE:
Güvenlik güçleri gündüz operasyona çıkıyor, gece karakollara, kışlalara dönüyordu.
PKK sahaya gece çıkıyordu.
O dönemin söylemi “gündüz külahlı, gece silahlı” idi.

2. EVRE:
Tansu Çiller’in Başbakan olduğu dönemde strateji değişti.
Güvenlik güçleri sadece gündüz değil gece de sahaya çıktı.
PKK izlerini sürdü.
Atak psikolojisine geçti.
Yanlışlar yapılsa, faili meçhuller ve köy boşaltma gibi uygulamalara gidilse de 2000’li yılların başında terör eylemleri -neredeyse- “tek tük”e inmişti.

3. EVRE:
PKK’nın “tekrar tırmanışa” geçtiği 2000’li yıllardır.

4. EVRE:
“Demokratik çözüm” sürecinin başlaması ile birlikte PKK terörünün hız kesmesidir.
TV’de Kürtçe program, mahkemelerde Kürtçe savunma hakkı, Kürtçe özel kurslar ve özel okullar projelerinin hayata geçirilmesi, Kürt kimliğinin anayasal vatandaşlıkla örtüşmesi politikaları...
Önce OSLO, sonra İmralı’da “çözüm görüşmeleri...”
PKK’nın “ateşkes kararı” ve “silahları bırakarak sınır dışına çıkacağı” yolundaki açıklaması...
Güvenlik güçleri de aktif operasyonları askıya alması...
İstisnalar dışında eylemlerin dondurucuya alınması ve kanın durması...
Güneydoğu’da hayatın normale dönüşü, ekonominin canlanması...
“Halk barışı sevdi. Artık tekrar silahlı mücadeleye dönülemez” algısının yaygınlaşması.
Hatta hem Kandil’den, hem İmralı’dan “Silahlı mücadele devrini doldurmuştur. Bundan sonra meşru siyaset yapılarak, mücadele parlamentoya taşınmalıdır” söylemleri.

......................

5. EVRE:
Şimdi yaşanmakta olan 5. Evre “yeniden yıllar öncesine dönüşün kuşkularını / kaygılarını” vermekte.
Hem de o yılların “düşük yoğunluklu savaşı” yerine Suriye ve Irak’ı model alan “kalkışım” provasına Güneydoğu coğrafyasında perde açan bir kanlı oyunla...
Elbette...
Bunda Kandil’in, kendini “HDP’nin 80 milletvekili çıkarmasından sonra” geri planda hissetme sendromu bir etkendir.
“Hem İmralı’yı, hem HDP’yi arkaya iterek asıl oyun kuranın Kandil olduğunu göstermek” istiyor.
Ama...
Belirleyici olan Kandil değil...
Başta İran olmak üzere bölgeden ve bölge dışından büyük güçler Kandil’i yönlendiriyor olabilir.
Hatta...
Bu rezervli ifadeyi “böyle güçlerin devrede olduğunun işaretleri/karinesi Ankara’da da değerlendiriliyor” diyerek kuvvetlendiriyorum.
PKK ve Kandil bir terör adası gibi görünse de aslında bölgede ve bölge dışında büyük kara parçalarıyla bağlı.




































ALINTIDIR: Güneri Cıvaoğlu